edebiyat üzerine
  ŞEYH GÂLİB
 

ŞEYH GÂLİB


 

 

 

 

MERSİYE

 
Kan ağlasın bu dide-i dür-bârım ağlasın
Ansın benim o yâr-ı vefâ-dârım ağlasın
Çeşm ü dehân u ârız u ruhsârım ağlasın
Baştan başa bu cism-i siyeh-kârım ağlasın
Ağyârım ağlasın bana hem yârim ağlasın
Gûş eyleyen hikâyet-i Esrâr'ım ağlasın
Nâ-dide bir güher telef etdim dirîg u âh
Hâk içre defnedüp gerü gitdim dirîg u âh
 
Zât-ı şerifi âleme bir yâd-gâr idi
Fakr u fenâ vü aşk u hüner-ber-karâr idi
Her şeb misâl-i şem' benim ile yanar idi
Sâye gibi yanımda enis-i nehâr idi
Hakkaa tamâm âşık idi yâr-ı gaar idi
Birkaç zaman muammer olaydı ne var idi
Allah verdi aldı yine kurb-i Hazrete
Biz kaldık intizâr ile rûz-i kıyâmete
 
Âhir nefesde sohbeti oldu mahabbet âh
Bir yâre urdu bağrıma âh derd-i firkat âh
Gelmezdi hiç kalb-i fakire bu sûret âh
Ey kâş etmeyeydim o âşıkla sohbet âh
Yakmazdı belki cânımı bu nâr-ı hasret âh
Telh etdi kâmımı o zehr-nâk şerbet âh
Eyvâh elden o gül-i handânım aldı mevt
Esrâr'ım aldı cümle dil ü cânım aldı mevt
 
Olsun mübârek ol mehe kabr-i saâdeti
Mevlâ müyesser ede makaam-ı şefâati
Bitmiş ne çâre dâne vü gelmişdi sâati
Dehrin budur hemişe muhîbbâna âdeti
Tefrik içündür etse de izhâr vuslatı
Zehri yutulmaz ağza alınmaz harâreti
Ben gördüğüm bu dâr-ı fenânın fenâsıdır
Baakî Hûudâ rızâsı bekaa Hâk bekaasıdır
 
Meydân-ı Mevlevide nişân âşikâr edip
Pervâz ederdi şevk ile Ankaa şikâr edip
Eylerdi nây u defile semâ' âh u zâr edip
Bulmuşdu kân-ı matlabı Hak'da karâr edip
Almışdı müjde kûyuna yârın güzâr edip
Gitdi ne çare Gaalib'i hasretle yâr edip
Olsun visâl-î Hazret-i pirânla kâm-yâb
Kıldı karîn'i kabri Fasîh-i felek-cenâb
 

(Esrâr Dede'nin ölümü üzerine yazdığı mersiye

 

 

 

ŞARKI
 
Fâriğ olmam eylesen yüz bin cefâ sevdim seni 
Böyle yazmış alnıma kilk-i kazâ sevdim seni 
Ben bu sözden dönmezem devr eyledikçe nüh felek 
Şâhid olsun aşkıma arz u semâ sevdim seni 
 
Bend-i peyvend-i dilim ebrû-yı gaddârındadır 
Rişte-i cem’iyyetim zülf-i siyeh-kârındadır 
Hastayım ümmîd-i sıhhat çeşm-i bîmârındadır 
Bir devâsız derde oldum mübtelâ sevdim seni 
 
Ey hilâl-ebrû dilin meyli sanadır doğrusu 
Sûy-i mihrâba nigâhım kec-edâdır doğrusu 
Râ kaşından inhirâf etsem riyâdır doğrusu 
Yâ savâb olmuş veya olmuş hatâ sevdim seni 
 
Bî-gubârım hasret-i hattınla hâk olsam yine 
Sıhhatim rûh-i lebindendir helâk olsam yine 
Tîğ-i gamzenden kesilmem çâk çâk olsam yine 
Hâsılı beyhûde cevr etme bana sevdim seni 
 
Gâlib-i dîvâneyim Ferhâd u Mecnûn’a salâ 
Yüz çevirmem olsa dünya bir yana ben bir yana 
Şem’ine pervâneyim pervâ ne lâzımdır bana 

Anlasın bîgâne bilsin âşinâ sevdim seni

 
GAZEL
 
Gencinen olsam vîrân edersin
Âyînen olsam hayrân edersin
 
Tîr-i nigehden dâğ-ı derûna
Baksan ne işler seyrân edersin
 
Sâkî kerâmet sende ya bende
Bahri habâba mihmân edersin
 
Nezzâre-i germ etdikçe ey çeşm
Âteşle âbı yek-sân edersin
 
Ey huşk zâhid dem urma meyden
Dest-i duâyı mercân edersin
 
Zâhid o meh-veş bir nûrdur kim
Büttür demezsin îmân edersin
 
Mâdâm uçarsın gözlerde ammâ
Rûyun perî-veş pinhân edersin
 
Tabl-ı tehîden gümdür suhanler
Bî-hûde Gaalib efgaan edersin
 
Etvâr-ı çerhe uy mevlevî ol

Seyrân edersin devrân edersin

 

 

 

 
TARD Ü REKB
(tardiyye)
 
Yek mazrada kıldın ey yüzü gül
Âyinemi âf-tâbe-i mül
Geçdi bana neş’e-i tegaafül
Hem eyle hem eyleme tenezzül
Dil hânesi câ-yı işretindir
 
Bir şu’lesi var ki şem’-i cânın
Fânûsuna sığmaz âsmânın
Bu sîne-i berk-âşiyânın
Sînâ dahi görmemiş nişânın
Efrûhte-i inâyetindir
 
Şeh-bâz-ı dil oldu evc-pervâz
Kim sayd-ı hümâya eyleyib nâz
Zülfünde de olmaz âşiyân-sâz
Afv eyle ki şeh-i felek-tâz
Perverde-i dest-i himmetindir
 
Bir âleme olmuşum ki vâsıl
Şeb-nemleri mihr ile mukaabil
Yok pertev-i mihre anda hâil
Nezdîk ü baîdi özge menzil
Kim firkatın ayn-ı vuslatındır
 
Açıldı der-i harîm-i ma’nâ
Bir sûret olub hezâr da’vâ
Esrâr-ı hafî hep oldu peydâ
Bildim ki bu cümle şûr ü gavgaa
Gavgaayı sever bir âfetindir
 
Ey arş-kemâl ü meh-sitâre
Olmak n’ola düşmen-i nezâre
Gaalib sana oldu pâre pâre
Bir hâne-harâb imiş ne çâre

Dâm-ı reh-i mihr-i tal’atindir

 

 

 

GAZEL
 
Koycek bize gardaş duman atturdu zügürtlük
Kokden pılıyu pırtıyu satdurdu zügürtlük
 
Zarraflar inanmaz asunaflar söze ganmaz
Çok kimseyü gehr ile zıbartdurdu zügürtlük
 
Çanlardı çeğem zengün iken çan gibi emme
Suncu deyu ağzumı gapatdurdu zügürtlük
 
Zalt ben mü ya Gastammanulu da cıbır oldu
Dünyayu birübirüne gatdurdu zügürtlük
 
Bakkal gasap etmekcü zokakda benü gözler
Taşra çıhman damda gapatdurdu zügürtlük
 
Gurtara çalab alayumuz gasdu gavurdu
Mal goymadu heskesde top atdurdu zügürtlük
 
Gaalüb ne öküz galdu ne dombay ne bi eşşek
kokden pıluyu pırtuyu satdurdu zügürtlük
 
(Mef'ûlü mefâîlü mefâîlü fûlün) 
 
 
 
 
 
TARDİYYE
 
Hoş geldin eyâ berîd-i cânân
Bahşet bana bir nüvîd-i cânân
Cân ola fedâ-yı iyd-i cânân
Bî-sûd ola mı ümîd-i cânân
Yârin bize bir selâmı yok mu
 
Ey Hızr-ı fütâdegân söyle
Bu sırrı idüp iyân söyle
Ol sen bana tercemân söyle
Ketm etme yegân yegân söyle
Gâm defterinin tamâmı yok mu
 
Yâ Rabb ne intizârdır bu
Geçmez nice rûzgârdır bu
Hep gussa vü hârhârdır bu
Duysam ki ne şîve-kârdır bu
Vuslat gibi bir merâmı yok mu
 
Çıkdım ser-i dâra hemçü Mansûr
Âvâzım ezân-ı nefha-i sûr
Gal kıldı gülûmu şâh-ı mansûr
Oldum sipeh-i belâya mahsûr
Ol pâdişehin peyâmı yok mu
 
Kâm aldı bu çerhden gedâlar
Ferdâlara kaldı âşinalar
Durmaz mı o ahdler vefâlar
Geçmez mi bu etdiğim duâlar
Hâl-i dilin intizâmı yok mu
 
Dil hayret-i gâmla lâl kaldı
Gaalib gibi bî-mecâl kaldı
Gönderdiğim arz-ı hâl kaldı
El’ân bir ihtimâl kaldı

İnsâfın o yerde nâmı yok mu

Asıl adı Mehmet. 1758’de İstanbul’da doğdu. Önceleri Hoca Neşet’in kendisine verdiği Es’ad mahlasıyla şiirler yazdı. Sonradan Galib mahlasını aldı. Bir süre Konya’ya gidip Mevlana Dergahı’nda çile çekti. İstanbul’a döndü ve çilesini Yenikapı Mevlevihanesi’nde tamamladı. Dönemin Padişahı III. Selim ve Valide Sultan Mihrişah’ın takdirlerini kazandı. Galata Mevlevihanesi’nin 22’nci şeyhi oldu. Annesi ve çok sevdiği şair Esrar Dede’nin ölümünden sonra fazla yaşamadı. 4 Ocak 1799’da İstanbul’daöldü. Babası kendisinden 3 yıl kadar sonra yaşamını yitirdi. Şiir dili oldukça ağır ve yabancı kelimeler, tamlamalarla doludur. En ünlü eseri, 26 yaşında başlayıp 6 ayda bitirdiği Hüsn ü Aşk aldı mesnevisidir. Hece vezniyle yazılmış bir şiiri de vardır.




Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

 
  Bugün 2 ziyaretçi (22 klik) kişi burdaydı! ku.es@hotmail.com  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=